senfoni

  • Archive
  • RSS
  • Ask me anything
piramit tepesine evvela köleler çıkarşaşı bir peygambere hiç bir mürit in…anırdırbir körün peruk takması kadar fecikıyamet de herkese kendi gibi kopacakusta terziler mezurasız anlarlargidip gelen trenlerle akaraken güzel gar lokantaları’nda içilir-bir şey var.. bir şey hep var-musalla taşı’na serçeler konarhurma ağaçları sögüt gölgesi ararpabuçlarım su çekiyor saçım sıfır numaraben bu hayatın yalancısıyımayran içmedik lakin yine de ayrı düştükömrümden bir daha geç yoksa cüce kalırım
hayatmetre iki din açılıyortevatür boz duru ziyade kirlitekerlek üzeri cam kenarı aşkçıldırmak da uzun zaman alıyorsesi insana benziyor diyekonuşan kuş sayılır ya papağanhüzünlerin de patenti oluyorrenkler bile yan yanagelmeye ürküyorgökkuşağı geceleri çıkıyorya kalbim acıkır da çekerse senimeyvanın ekşimesi: küsmesi miyoksa can çekişmesi miyaraları saya soya seviniyorlar
yara görününce yara’dırgöründü kara yara-dağlar uçurumlarını dışarı asar-sevin antepliler sevinsevgililer günüdürçocuklar her yeni yüzyıl’a pandik-evler balkonlarını içeri kısar-devlet televizyonu’nda oynayanbbc dizileri gibi soğuk ve silinikkirlendiysek bu ülke’yle kirlendikhasılı: bu durmuş bu beklemişbu ekmiş bu biçmiş bu sevmişbu da ta orta asya’dan gelmiş‘ya sev ya terket’ demiş
malazgirt ovası’ndagörünmez sarı levha:“ayağınızı anadolu’ya silinkılıcınızı bizans’a asın”durmayı mezarlıktafolklörü at üstündestaj etmiş bir zilyetyol üstündeler diye yol’duryoksa gerili ip kuru toprakbir atı övdüğü kadarsevmiş mi tebaasınıson hareketi yapamıyoruztarih patinaj talih sürmenajankara ankara jüri ankara
biz buradan gidelimcanım bol sıkılıyorgidelim biz buradansıkılıyor canım bolburadan gidelim bizbol sıkılıyor canımçıkış yok yok çıkışyok çıkış çıkış yokcanım sıkılıyor bolgidelim buradan bizsıkılıyor bol canımburadan biz gidelimbol canım sıkılıyorbiz gidelim buradan
herkes kod ruhu’yla “burada” ve “şimdi”aşkta da türkan şoray kanunları geçerlieskiden ambalajsız sarılıyordukyılkı insanları’yız alo burası hephiçyeröpüşme öncesi gargara yapıyorlaranla beni ve öldür sana bir şey olmasınya da bizi sorup sual eden olursakum saati içinde güneşleniyoruz işteve kar taneleri gibi yaşıyoruz şu sırabirbirimize değmeden ayrı ayrı eriyerekileride bu olanlara gülüp geçeceğiz meselafakat şimdi bir hayatı doldurmak zorundayızinsan insanda bitiyor arkadaş başka sözüm yok
gitgide diğerimiz üşüyorzartrilyon süren şu hayat çarşı’ndaömrümüz kışla-camii-bakırköy avlularında“yaşayacak halimiz mecalimiz yokartık size emanetiz” yazıyor ilişikteki not’tadün dün’den biraz daha normaldi sankibugün’nün kafası bulanık zonk zonk zonkluyorpek çok alamet belirdihakikatli sevgililer bir bir delirdikimse tertemiz değilartık ter bile temiz değil çünküesmiş gürlemişiz yağamamışızbaki kalan bu kubbedehoş bir bırt sesiymiş
bu şimdiki açık kalmış zaman’daneksik gedik bir çocukluk çıkar mıhakkımızda konuşurlar da car carne telif öderler ne bir nescafe ısmarlarlarsivas’ı unutmayalım -unutmayalım sivas’ıerzincan ve dinar hatırlatır kendini- bekleyeli çok oldu mu hayatım- yook bir iki haiku kadar işteismim bond met üst bond gizli şair’imdamardan yaşarım altın vuruş sevişirimvarlığım lojistik destik’tir hayataschindler’in listesine giremesem de dahamidas’ın kulakları estetikli kalbi teflonlumidas’ın yarrock’ı at yarrock’ı
“burdan kaçınız” köşesi’ndeyiz dünyanındünya bu bekleme salonu cortlak yuvarlakaltımızdan ters ırmaklar mı geçiyor ne tıss-nuh’un gemisi’ne de bre damsız girilmez-karşının herifi’yim buralarda anti’yimbahçe insanı’yım kaldırım şairi’yimdüsturum: “herkesi memnun edemezsinkızamadığın birini hakikatli sevemezsin”el kadar light hayat’la düşmüşüz de darainsan amca insan teyze uymayın ben’a-tashih büyüyü bozuyor yazı mı tura mı yara-fakirler inanır zenginler satın alır tısszenginlik değil komşu fakirlik gerçeküstüsevgim huylu sevgi metin üstündağ öldü
şarkılarla türkülerle kendimizden geçerizfilmlerle öykülerle kendimize gelirizböyle de bir yanımız var işte teneke tıngır“her şey alnımıza yazılı” der din baba“her şey olacağına varır” der bilim babaikisi de aynı kapıya mı erer hidayetya da aynı kapısızlığa mı teneke tıngırsonsuzluk ülkesi kainat mahallesidünya caddesi hayat sokağı ömür apartmanıotuz bir numarada oturuyorumkimseye yoktur mahsurumve istanbul’un aç horozları aç martılar adınaburada ve şimdi meydana gelentüm iyilikleri ve kötülükleri üstleniyorum
neyi nereye yaşayacağımız unuta damıtaher şey birçok şey oldu kaossenfonilojmana benziyor gide kala şu ömürkan kardeşi olmuşuz lösemili zamanladün gibi uyandığımız bugün nekahet dönemihiçistan’da düşünce suçu yok artıkhiçistan’da düşünen kimse yok artık çünküfraksiyon olarak gelişiyor her sevgiaynı lafları etmekten ağzımız kokuyorşiir açıklamıyor dünyayı ancak gargara yapıyorsarışın mizah dergileri gibi eskiyoruzmeğer kavuştukça çoğalan bir ayrılık varmışyalnızlık psikolojikmiş öpülünce geçermiş
çocuktunuz şimdikinden ortaya daha duble çocukyeni bir kıta keşfeden serüvenci hevesiyleo orasını gösteriyordu sense yaralarınıo gün bugün bir giz gelişti aranızda 3. şahıs gibiilk göreni ilk dokunanı oldunuz birbirinizinkonuşsanız kan çıkardı kelimelerden sussanız yazıköldüğünü duydunuz ağustostan önceki son hazirandıbir dize geldi düğümlendi boğazınıza:“bıçak saplanmadığı yeri de yaralar” gibievcilik doktorculuk oynuyordunuz haniama hep çıplak yatakta bitiyordu oyun sonlarıebeveynleriniz mızıkçılık yapıyorduhep cızz oluyordu bir yanınız hep ufo orasını öptürüyordu sense yaralarını
yüz çizgileri derin kuru birer ur arkaramıza biz engeliz ten nasıl soluyor zinharbir tek biz mi fazla kaldık bu aşkases oktava sığmıyor hakikatle inleyinceherkesin açığı var kapanmıyor yaralartedavi sözlere rağmen kaos hükümdarölüm doğuruyor istemese de her kadınve cellat oluyor nihayet istemese de her erkekbu devletin uluslararası bir mutfağı vargene de halkın açlıktan nefesi kokarmacar topçu urban’a yeni top mu döktürsekbir yeşilin içinde nasıl sarı ve mavi dursakgözleri yüzlerinde iki hileli zarbir öpüşmede tanrım ne çok insan dudağı var
bütün eserleri yaşına geldin mitam antolojilik oldun muara sıra alıntı yapıyorlar mı sendençın çın çınlatıyorlar mı kulaklarınıgitsen özlenir misin kalsan bırakırlar mıuzaktan nasıl görünüyorsun acabakarşılığın rengin dengin nedir sahi hayattaaştın mı yoksa tekrar mı ediyorsun kendiniuzasan mı artık kıssan mı kessen mi sesiniyanlış mı kokluyorsun gülleriannesi babası mı sanıyor herkes senisiyasete mi girsen artık intihar mı etsendiyeceğin her şeyi dedin mi dediğine değdi mibütün eserleri yaşına geldin mi
Metin Üstündağ
View Separately

piramit tepesine evvela köleler çıkar
şaşı bir peygambere hiç bir mürit in…anırdır
bir körün peruk takması kadar feci
kıyamet de herkese kendi gibi kopacak
usta terziler mezurasız anlarlar
gidip gelen trenlerle akarak
en güzel gar lokantaları’nda içilir
-bir şey var.. bir şey hep var-
musalla taşı’na serçeler konar
hurma ağaçları sögüt gölgesi arar
pabuçlarım su çekiyor saçım sıfır numara
ben bu hayatın yalancısıyım
ayran içmedik lakin yine de ayrı düştük
ömrümden bir daha geç yoksa cüce kalırım

hayatmetre iki din açılıyor
tevatür boz duru ziyade kirli
tekerlek üzeri cam kenarı aşk
çıldırmak da uzun zaman alıyor
sesi insana benziyor diye
konuşan kuş sayılır ya papağan
hüzünlerin de patenti oluyor
renkler bile yan yana
gelmeye ürküyor
gökkuşağı geceleri çıkıyor
ya kalbim acıkır da çekerse seni
meyvanın ekşimesi: küsmesi mi
yoksa can çekişmesi mi
yaraları saya soya seviniyorlar

yara görününce yara’dır
göründü kara yara
-dağlar uçurumlarını dışarı asar-
sevin antepliler sevin
sevgililer günüdür
çocuklar her yeni yüzyıl’a pandik
-evler balkonlarını içeri kısar-
devlet televizyonu’nda oynayan
bbc dizileri gibi soğuk ve silinik
kirlendiysek bu ülke’yle kirlendik
hasılı: bu durmuş bu beklemiş
bu ekmiş bu biçmiş bu sevmiş
bu da ta orta asya’dan gelmiş
‘ya sev ya terket’ demiş

malazgirt ovası’nda
görünmez sarı levha:
“ayağınızı anadolu’ya silin
kılıcınızı bizans’a asın”
durmayı mezarlıkta
folklörü at üstünde
staj etmiş bir zilyet
yol üstündeler diye yol’dur
yoksa gerili ip kuru toprak
bir atı övdüğü kadar
sevmiş mi tebaasını
son hareketi yapamıyoruz
tarih patinaj talih sürmenaj
ankara ankara jüri ankara

biz buradan gidelim
canım bol sıkılıyor
gidelim biz buradan
sıkılıyor canım bol
buradan gidelim biz
bol sıkılıyor canım
çıkış yok yok çıkış
yok çıkış çıkış yok
canım sıkılıyor bol
gidelim buradan biz
sıkılıyor bol canım
buradan biz gidelim
bol canım sıkılıyor
biz gidelim buradan

herkes kod ruhu’yla “burada” ve “şimdi”
aşkta da türkan şoray kanunları geçerli
eskiden ambalajsız sarılıyorduk
yılkı insanları’yız alo burası hephiçyer
öpüşme öncesi gargara yapıyorlar
anla beni ve öldür sana bir şey olmasın
ya da bizi sorup sual eden olursa
kum saati içinde güneşleniyoruz işte
ve kar taneleri gibi yaşıyoruz şu sıra
birbirimize değmeden ayrı ayrı eriyerek
ileride bu olanlara gülüp geçeceğiz mesela
fakat şimdi bir hayatı doldurmak zorundayız
insan insanda bitiyor arkadaş başka sözüm yok

gitgide diğerimiz üşüyor
zartrilyon süren şu hayat çarşı’nda
ömrümüz kışla-camii-bakırköy avlularında
“yaşayacak halimiz mecalimiz yok
artık size emanetiz” yazıyor ilişikteki not’ta
dün dün’den biraz daha normaldi sanki
bugün’nün kafası bulanık zonk zonk zonkluyor
pek çok alamet belirdi
hakikatli sevgililer bir bir delirdi
kimse tertemiz değil
artık ter bile temiz değil çünkü
esmiş gürlemişiz yağamamışız
baki kalan bu kubbede
hoş bir bırt sesiymiş

bu şimdiki açık kalmış zaman’dan
eksik gedik bir çocukluk çıkar mı
hakkımızda konuşurlar da car car
ne telif öderler ne bir nescafe ısmarlarlar
sivas’ı unutmayalım -unutmayalım sivas’ı
erzincan ve dinar hatırlatır kendini
- bekleyeli çok oldu mu hayatım
- yook bir iki haiku kadar işte
ismim bond met üst bond gizli şair’im
damardan yaşarım altın vuruş sevişirim
varlığım lojistik destik’tir hayata
schindler’in listesine giremesem de daha
midas’ın kulakları estetikli kalbi teflonlu
midas’ın yarrock’ı at yarrock’ı

“burdan kaçınız” köşesi’ndeyiz dünyanın
dünya bu bekleme salonu cortlak yuvarlak
altımızdan ters ırmaklar mı geçiyor ne tıss
-nuh’un gemisi’ne de bre damsız girilmez-
karşının herifi’yim buralarda anti’yim
bahçe insanı’yım kaldırım şairi’yim
düsturum: “herkesi memnun edemezsin
kızamadığın birini hakikatli sevemezsin”
el kadar light hayat’la düşmüşüz de dara
insan amca insan teyze uymayın ben’a
-tashih büyüyü bozuyor yazı mı tura mı yara-
fakirler inanır zenginler satın alır tıss
zenginlik değil komşu fakirlik gerçeküstü
sevgim huylu sevgi metin üstündağ öldü

şarkılarla türkülerle kendimizden geçeriz
filmlerle öykülerle kendimize geliriz
böyle de bir yanımız var işte teneke tıngır
“her şey alnımıza yazılı” der din baba
“her şey olacağına varır” der bilim baba
ikisi de aynı kapıya mı erer hidayet
ya da aynı kapısızlığa mı teneke tıngır
sonsuzluk ülkesi kainat mahallesi
dünya caddesi hayat sokağı ömür apartmanı
otuz bir numarada oturuyorum
kimseye yoktur mahsurum
ve istanbul’un aç horozları aç martılar adına
burada ve şimdi meydana gelen
tüm iyilikleri ve kötülükleri üstleniyorum

neyi nereye yaşayacağımız unuta damıta
her şey birçok şey oldu kaossenfoni
lojmana benziyor gide kala şu ömür
kan kardeşi olmuşuz lösemili zamanla
dün gibi uyandığımız bugün nekahet dönemi
hiçistan’da düşünce suçu yok artık
hiçistan’da düşünen kimse yok artık çünkü
fraksiyon olarak gelişiyor her sevgi
aynı lafları etmekten ağzımız kokuyor
şiir açıklamıyor dünyayı ancak gargara yapıyor
sarışın mizah dergileri gibi eskiyoruz
meğer kavuştukça çoğalan bir ayrılık varmış
yalnızlık psikolojikmiş öpülünce geçermiş

çocuktunuz şimdikinden ortaya daha duble çocuk
yeni bir kıta keşfeden serüvenci hevesiyle
o orasını gösteriyordu sense yaralarını
o gün bugün bir giz gelişti aranızda 3. şahıs gibi
ilk göreni ilk dokunanı oldunuz birbirinizin
konuşsanız kan çıkardı kelimelerden sussanız yazık
öldüğünü duydunuz ağustostan önceki son hazirandı
bir dize geldi düğümlendi boğazınıza:
“bıçak saplanmadığı yeri de yaralar” gibi
evcilik doktorculuk oynuyordunuz hani
ama hep çıplak yatakta bitiyordu oyun sonları
ebeveynleriniz mızıkçılık yapıyordu
hep cızz oluyordu bir yanınız hep uf
o orasını öptürüyordu sense yaralarını

yüz çizgileri derin kuru birer ur ark
aramıza biz engeliz ten nasıl soluyor zinhar
bir tek biz mi fazla kaldık bu aşka
ses oktava sığmıyor hakikatle inleyince
herkesin açığı var kapanmıyor yaralar
tedavi sözlere rağmen kaos hükümdar
ölüm doğuruyor istemese de her kadın
ve cellat oluyor nihayet istemese de her erkek
bu devletin uluslararası bir mutfağı var
gene de halkın açlıktan nefesi kokar
macar topçu urban’a yeni top mu döktürsek
bir yeşilin içinde nasıl sarı ve mavi dursak
gözleri yüzlerinde iki hileli zar
bir öpüşmede tanrım ne çok insan dudağı var

bütün eserleri yaşına geldin mi
tam antolojilik oldun mu
ara sıra alıntı yapıyorlar mı senden
çın çın çınlatıyorlar mı kulaklarını
gitsen özlenir misin kalsan bırakırlar mı
uzaktan nasıl görünüyorsun acaba
karşılığın rengin dengin nedir sahi hayatta
aştın mı yoksa tekrar mı ediyorsun kendini
uzasan mı artık kıssan mı kessen mi sesini
yanlış mı kokluyorsun gülleri
annesi babası mı sanıyor herkes seni
siyasete mi girsen artık intihar mı etsen
diyeceğin her şeyi dedin mi dediğine değdi mi
bütün eserleri yaşına geldin mi

Metin Üstündağ

  • 3 days ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet
[Flash 9 is required to listen to audio.]
'\x3cscript type=\x22text/javascript\x22 language=\x22javascript\x22 src=\x22http://assets.tumblr.com/javascript/tumblelog.js?914\x22\x3e\x3c/script\x3e\x3cspan id=\x22audio_player_23410319108\x22\x3e[\x3ca href=\x22http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash\x22 target=\x22_blank\x22\x3eFlash 9\x3c/a\x3e is required to listen to audio.]\x3c/span\x3e\x3cscript type=\x22text/javascript\x22\x3ereplaceIfFlash(9,\x22audio_player_23410319108\x22,\'\\x3cdiv class=\\x22audio_player\\x22\\x3e\x3cembed type=\x22application/x-shockwave-flash\x22 src=\x22http://assets.tumblr.com/swf/audio_player.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/23410319108/tumblr_m4bo2unajT1qf6ukx\x26color=FFFFFF\x22 height=\x2227\x22 width=\x22207\x22 quality=\x22best\x22 wmode=\x22opaque\x22\x3e\x3c/embed\x3e\\x3c/div\\x3e\')\x3c/script\x3e'
  • 0 Plays

bildiğim bir melodi gibi kulaklarımda yankıyan; hiç tatmadığım halde tadı damağımda kalmış belki.. şimdiye kadar hep yanımdaydın belki de; belki her sokağı seninle adımladım da; gerçekten yanımda olduğunda bir gün, “bu yollarda senle çok yürüdük” diyeceğim, ya da sen aslında hiç geçmediğin o yolları zaten biliyormuşsun gibi elinden tutup, belki….

ne kadar anlatsam anlaşılmaz bir özlem benimkisi… belki söylesem dostlarıma; belki anlatsam kimseler göremeyecek içimdeki seni; benim gördüğüm gibi.. “olmaz” diyecekler; bir hayal olduğunu söyleyecekler; senin… hayalimdeki en güzel düş olduğunu; her an seninle olduğumu kimse anlamayacak… yastığımda kokunu duyduğumu; yaptığım yemekleri sana tattırmak için yaptığımı; okuduğum kitapları  sana anlattığımı bilmeyecekler.. hatta belki sen de… en derinlerimde bir yeri fena halde acıtan; ağrıtan o takati tükenmez yaranın sen olduğunu bir bilsen…

en kuşku dolu anlarımın senin de onlarla bir olup, aslında senin içimde bir yerlerde gizlenen bir parçam olduğunu, artık sensiz olmadığını; sensiz hiçbir şeyin tadını alamadığımı inkar etmen olacağını düşünerek yaşadığımı bir bilsen.. görsen..

nerelerden gelmiştim oysa ki.. kendi benliğime yenilirken; derinlerde bi yerlerde dipten kum çıkarmak için debelenirken; ben… seni bulmuştum onca hengamenin arasında.. avuçlarımın arasında parlayan bir taş gibi belki; ama öylesine; kendi halinde, buruk.. “benim” deyip de sahiplendiğim ne varsa binbir zahmetle hayatıma kattığım; uçup gitmesinden belki de.. korkuyorum. biliyorum aslında; sen varsın… fiziksel ya da tensel temastan önce üstelik; oradasın…

demiş ya şair;

“her sabah seninle başlar… önce gözlerin girer odamdan içeri.. sonra ellerin, saçların, dudakların.. bir bir hatırlarım her sabah senin olan ne varsa.. yüzüm aydınlanır; şarkılar söylemek gelir içimden… yakınlarda bir kuş öter, uzaklarda bir tren sesi…

.

.

.

her sabah seninle başlar; ve ben, her sabah, taa içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım……..”

bazen ansızın sıçrayıp uykumdan ya da daldığım derin düşüncelerden; ya diyorum; ya yoksan? ya ben akıp giden onca gün içinde yalnızlığımın beni delirten girdaplarında bir hayale tutunmuş gidiyorsam? sen diye bir şey yoksa gerçekten ve ya “o” sen değilsen; orda değilsen? 

gelmeyeceksin belki, hiç… 

uykumun içine saklanıp orada kalkmak istiyorum böyle zamanlarda.. orada benimle; benim seninle olan dünyamda kalalım istiyorum.. kimseler bulaşmasın bize; karışmasın kimseler… gelecek ya da geçmiş günlerin bütün boktanlıkları hayatımızın dışında kalsın.. sen de kal benimle orada. 

sarılıp yaşayalım.. 

biliyorum aslında; sen varsın….

“o kadar sevdim ki resmini…”

  • 1 week ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet
kaybedenlerin oykusu mu? alakasi yok. kayip ku$ak mi? hayir.
boşluk… hiclik… her şey… hicbir şey…
dogru cevap hicbiri ya da hepsi.
ne farkeder? hicbir şey.
sutle birayi kariştirip icmek gibi bir $ey.
Kinyas ve Kayra
  • 1 week ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
Tünel
Pop-upView Separately

Tünel

  • 3 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
İstiklal
Pop-upView Separately

İstiklal

  • 3 weeks ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
Pop-upView Separately
  • 1 month ago
  • 3
  • Permalink
  • Share
    Tweet
[Flash 9 is required to listen to audio.]
'\x3cspan id=\x22audio_player_21279848822\x22\x3e[\x3ca href=\x22http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash\x22 target=\x22_blank\x22\x3eFlash 9\x3c/a\x3e is required to listen to audio.]\x3c/span\x3e\x3cscript type=\x22text/javascript\x22\x3ereplaceIfFlash(9,\x22audio_player_21279848822\x22,\'\\x3cdiv class=\\x22audio_player\\x22\\x3e\x3cembed type=\x22application/x-shockwave-flash\x22 src=\x22http://assets.tumblr.com/swf/audio_player.swf?audio_file=http://www.tumblr.com/audio_file/21279848822/tumblr_m2n2zpBFn11qf6ukx\x26color=FFFFFF\x22 height=\x2227\x22 width=\x22207\x22 quality=\x22best\x22 wmode=\x22opaque\x22\x3e\x3c/embed\x3e\\x3c/div\\x3e\')\x3c/script\x3e'
  • 0 Plays
  • 1 month ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
Man Lighting Girl’s Cigarette, New York, 1949
Pop-upView Separately

Man Lighting Girl’s Cigarette, New York, 1949

Source: benbizzatkendim

  • 1 month ago > benbizzatkendim
  • 11
  • Permalink
  • Share
    Tweet
View Separately

(via csbethelmy)

Source: piccsy.com

  • 1 month ago > csbethelmy
  • 1630
  • Permalink
  • Share
    Tweet

dünyanın öbür ucuna gittiğin günden beri İstanbul bile çok çirkin…

  • 1 month ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

bugün…

alarm çaldı

gözlerimi hafif araladım

aklıma geldin 

alarmı erteledim, biraz daha uyur gibi oldum

aklıma geldin

duş aldım, giyindim, makyaj yaptım, kahve yaptım, bir sigara yaktım

aklıma geldin

kulaklığı taktım, taksiye bindim, müzik dinledim

aklıma geldin

işe geldim, maillerime baktım, gazete okudum

aklıma geldin

sigara yaktım, üşüdüm 

aklıma geldin

özledim, telefonuma baktım, saatler geçmedi

işe daldım, yemek yemeye çalıştım

aklıma geldin

işten çıktım,

gittiğinden beri katlanan yalnızlığımı unutmak için deniz kenarında bi yer seçtim

bi bira söyledim

sigara yaktım, denize daldım, zaten aklımdaydın

gözlerim doldu, kokun aklıma geldi

sıcaklığını özledim

hiç bir yer nasıl olsa iyi gelmeyecek diye kalktım eve geldim

yol boyunca hep aklımdaydın

şimdi yine aklımdasın

bütün gün çok acımasızdı…

  • 1 month ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

boynunun sıcağına gömülüp mutsuzlukları unuttuğum tek kişisin. hani şu kalabalık kafede aklıma düştüğün akşam var ya, “nolur gel!” demiştim hani.. gelmene yarım saat kala hazırlanıp boynumda atkım üstümde ceketimle, heyecandan kızarmış olan yanaklarımı daha da kızartmıştım ben. gözüm yolda, kulağımsa telefondaydı. misafirlikten dönerken annesi tarafından sarıp sarmalanmış, kapıda hala devam eden muhabbetin bitmesini bekleyen ufaklıklar gibi hissetmiştim kendimi. atkım boynumu kaşındırmıştı çok fena. neyse ki geldin.. hem de ışık hızıyla geldin. beni aldın ve kaçırdın ordan. sonra gittiğimiz yerde tek istediğim burnumu boynuna gömüp kokunu almaktı. çünkü mutsuzluklarımı unuttuğum tek yer orası..

  • 1 month ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

sızlanmayı

küsmeyi

kızmayı

kavga etmeyi

kavgalıyken yanında sessizce oturmayı

ilgilenmiyormuş gibi davranışlarını

kızgın bakışlarını

bazen boşluğa düşen gözlerini

dedikoduyu sevmiyorum demeni

benimle dedikodu yapmaktan keyif almanı

suskunluğunu

uzaklara dalışlarını

bunları kabullendim derken kabullenemediğini susarak söylemeni

isyan ederken boyun eğişlerini

koklarken gözlerini kapatışını

öperken yetinememelerini

geçecek derken geçmeyeceğini bilen çaresizliğini

aşık olmayı bilemeyişini

kimseyi takmadan umarsızca bağırabilmeni

yatıcaz kalkıcaz yatıcaz kalkıcaz sonra sana gelicem demeni

çoğu kez gelmemeni ama geleceğin umudunu hiç kaybettirmemeni

birisine kızdığında telefonu 3-5 gün kapatmanı

dökülen saçlarını önemsemiyormuş gibi yapmanı

ayrılırken teselli edişlerini

geleceğim demeni

gelmeyeceğini bilmemi

umut etmeyi

sana dair hayalleri

hayalperestliğini

güçlü duruşunu

gizlice döktüğün gözyaşlarını

içki içmeni

sarhoş olmanı

ısrarcılığını

dokunuşlarını

öpücüklerini

ellerini

tenini

kokunu

her şeyini çok özledim. 

ve sonsuza kadar da özleyeceğimi biliyorum.

yine de hep seninim…

  • 1 month ago
  • 2
  • Permalink
  • Share
    Tweet
Pop-upView Separately

Source: eatsleepdraw

  • 1 month ago > eatsleepdraw
  • 332
  • Permalink
  • Share
    Tweet
Pop-upView Separately

Source: ikilledjackjohnson

  • 1 month ago > ikilledjackjohnson
  • 25
  • Permalink
  • Share
    Tweet
← Newer • Older →
Page 1 of 35

About

yoktularamacoktular@gmail.com

Twitter

loading tweets…

  • RSS
  • Random
  • Archive
  • Ask me anything
  • Mobile

Effector Theme by Carlo Franco.

Powered by Tumblr